Nedir?

Sedona Yöntemi (Sedona Method®)nedir?index-pic1

 Tek kelimeyle, özgürlük.

 Yöntem, size doğal yeteneğiniz olan acı veren, istenmeyen, olumsuz duyguları anında “serbest bırakmayı” öğreten; eşsiz, sade, öğrenmesi kolay ve çok güçlü bir araçtır. Sadece bu yöntemi uygulayarak, tek başına, istediğiniz hayata ve amaçlara ulaşabilirsiniz.

 Korku, kaygı, suçluluk duygusu, depresyon ve şüpheden uzak, derin bir huzur duyduğunuz bir yaşam hayal edin. Sedona Yöntemi’ni uyguladığınızda yaşam böyledir.

 Nefes alışınız ya da aldığınız nefes gibi o kabiliyeti göremezsiniz.  Ancak, nasıl kullanıldığını öğrendikten sonra şüphesiz orada olduğunu bileceksiniz.

 İstediğiniz her şeye ulaşmanın anahtarı, sizin başarınızı engelleyen duygusal ve zihinsel engellerden özgürleşmektir. Araştırmacılar, Sedona Yöntemi’nin, sadeliği, verimliliği, hemen görülen sonuçlar sağlaması ile olağanüstü bir teknik olduğu sonucuna varmışlardır.

Duygularınızı bastırmak sizi mutsuz eder.

 O duyguyu bilirsiniz. Artık tutunmanızın imkansız olduğunu hissedene kadar geçmişteki acı veren olaylara, travmalara ve hayal kırıklıklarına tutunmak.

 Bu durum, farkındalığınıza gelen ve serbest bırakmadığınız her duygu zihninizde bilinçaltınıza depolandığı için oluşur. Duyguların orada olmadığını farz ettiğiniz ya da kaybolana kadar görmezden geldiğiniz zaman duygularınızı beyninizin o bölgesine yollarsınız.

 Aynı durum duygularınızdan kaçmak için odak değiştirdiğinizde de oluşur. (Televizyon izlemek, sinemaya gitmek, aşırı alkol almak, aşırı yemek, reçeteli ya da reçetesiz ilaçlar kullanmak vs.)

                                 emo-trauma-2

 Ama o duygular hala sizinledir. Onları boynunuzda ağrılar, midenizde düğümlenmeler ya da sürekli yorgunluk olarak hissedersiniz. Aslında yapılan birçok çalışma duyguları bastırmanın yarattığı negatif sonuçları kanıtlamıştır.

 Health Communication isimli dergide, göğüs kanseri tedavisi gören hastaların duygusal durumlarındaki farklılıklar üzerine bir araştırma yayınlanmıştır.

 Araştırmaya göre duygularını bastıran hastalar, duygularını ifade eden hastalara göre anksiyete, depresyon ve öfke gibi manevi çöküntüler rapor etmişlerdir.

 Ayrıca hastalar öfke ve anksiyete duygularını da bastırmaya çalıştıklarında da çok güçlü psikolojik çöküntü deneyimlemişlerdir.

 Birçok insan daha iyi hissedeceğini düşündüğü için duygularını bastırmaya çalışır. Gerçekte bu daha kötü hissetmeye yol açar.

 İskoçya’daki Aberdeen Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, duygu yüklü görüntülerden oluşan klipleri izledikten sonra, öfkelerini bastıran kadınların daha da öfkelendikleri gözlenmiştir. Current Directions’ın Psychological Science’da yayınladığı bir rapor, duyguları bastırmanın beyinde ciddi sonuçlar doğurduğunu ortaya koymuştur.

 Duygularınızı bastırmanın yol açacağı sonuçları okudunuz. Ancak duygularınız ifade etmek de sizi aradığınız cevaba götürmez.

 Duygularınızı bastırarak onlara tutunmak duygusal olarak sağlıklı değilse, “O zaman onları ifade etmeliyim.” diye düşünebilirsiniz.

 Ama değil. Duyguları dışarıya vurmak, öfkeyi kusmak, bağırmak, sizi dinleyen biriyle sorunlarınız paylaşmak, ya da o konuda sürekli ağlamak huzurlu hissetmenin sırrı değil.

 Basit olarak açıklamak gerekirse, duygularınızı yeri geldiğinde ifade edersiniz -tıpkı duygularınızı bastırırken yaptığınız gibi. Örneğin patronunuzla tartışırken öfkenizi bastırırsınız. Birçok ilişkinin yürümesi için nasıl hissettiğinizi ifade etmeniz gereklidir.

 Ama olumsuz duyguları ifade etme davranışı, sadece içinizdeki duygu yoğunluğunun öfkeyle parlamasını sağlar, ateşi söndürmez. Duygularınızı ifade ettikten sonra kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz çünkü biraz öfke parlaması yaşamışsınızdır.

 Ne var ki, öfkenizi ifade ettiğiniz kişi, kendisini daha kötü hissetmeye başlayabilir ve bu da daha büyük anlaşmazlıklara, çatışmalara ve kontrolden çıkabilecek duygu yoğunluğunun artmasına yol açabilir.

 Bir örnek vermek gerekirse, Development Psychology adlı bir dergide   yayınlanan bir çalışma, sorunlarını birbirlerine anlatan genç kızların duygusal olarak daha da kötüleştiklerini ortaya koymuştur.                                

weightloss Gerçekte, sorunlarından aşırı derecede konuşan kişilerin, özellikle can sıkıcı olayları tekrar yaşadıklarında ve ortaya çıkan olumsuz duygulara odaklandıklarında, anksiyete ve depresyon gibi belirtilere sahip olma olasılıkları çok daha fazladır.

  Bu aşağı doğru bir sarmal oluşturarak, olumsuz duygular yüzünden daha çok şikâyete ve sonuç olarak daha fazla olumsuz duyguya yol açar.

 Bunun anlamı şudur: Hayatınızda ne kadar çok olumsuz şeye odaklanırsanız, o kadar çok olumsuzluğu hayatınıza çekersiniz. Bu durumda, bunun tersi doğrudur…          

 Olumsuzluğu ne kadar çok serbest bırakabilirseniz ve onun yerine olumluya odaklanırsanız, o kadar mutlu olursunuz ve hayatınıza olumlu olayları daha çok çekersiniz.

  Günde ortalama 50,000′den fazla düşüncenin aklımızdan geçtiği düşünülecek olursa, bu kadar çok düşüncenin, sürekli olarak kontrol edilmesi ve olumlu düşüncelere dönüştürülmesi imkansızdır.

 Ayrıca “sabahları yatağın ters tarafından kalkıyorsanız” aynı olumsuz duyguyu tüm gün boyunca her düşünceyi değerlendirerek yaşarsınız. Bu yüzden Sedona Yöntemi’yle duygularınıza hakim olmak, sayısız düşünceyi kontrol etmeye çalışmaktan çok daha etkilidir.

 Herhangi bir konu hakkında sürekli olarak düşünüyor ve bir şeyler hissediyorsunuz. Ancak,  düşünme ve hissetme bilinçli farkındalığınızın altında gerçekleşir. Bilinçaltınızda. Aslında, hareketlerinizin %94-96’sı bilincinizin ve kontrolünüzün dışındaki düşünceler ve duygular tarafından oluşturulur.

 Sedona Yöntemi’ni kullanarak, farkında olduğunuz duygularınızı serbest bıraktığınız zaman bilinçaltınızı boşaltarak kontrolü tekrar ele alırsınız.
 Olumsuzu serbest bırakmak, olumlu düşünmeye ya da hissetmeye çalışmaktan çok daha etkilidir. Serbest bıraktığınız zaman doğal olarak ve kolay bir şekilde, daha olumlu düşüncelere, duygulara ve davranışlara sahip olduğunuzu göreceksiniz.
 
 
 
 Copyright © 2013 Sedona Training Associates